Recep Emir SİNAN, kendisi bir Endüstri Mühendisliği öğrencisi. Bu yazısında üniversite tercihi yapma serüveninden, üniversiteye başlaması ve okul hayatı boyunca yaşadıklarına kadar ki süreçle ilgili samimi açıklamalarda bulunmuş. Ayrıca Endüstri Mühendisliğine dair bazı değerlendirmeler yaptığı yazısını, kendisine teşekkür ederek sizlerle paylaşıyorum.

Merhaba ben Emir Sinan. İzmir Demokrasi Üniversitesi’nde 2. sınıf Endüstri Mühendisliği öğrencisiyim. Bu yazıyı, Endüstri mühendisliğini tercih yaparken Sayın İbrahim AY’ın bana yol göstererek yaptığı katkıyı arkamdan gelecek meslektaşlar için bende yapabilir miyim umuduyla kaleme alıyorum. Yazının amacı Endüstri Mühendisliği’ni tercih edecek adaylar, okuyanlar ve genel kanı için birinci elden bir izlenim vermek. Hadi gelin geçelim yazımıza.

Kendimden başlayayım. Ben lisede arkadaşlarıma ne olacağımı hiç söylemiyordum. Niye bilmem ergenlik işte. Sadece öğretmenlerime söylerdim. O zamanlar bilgisayar ile çok haşır neşir oluyordum. Oyun olur, ödev olur bu tür şeyler. Bu da bana bir izlenim veriyordu. “Emir sen bilgisayar veya yazılım mühendisi olmalısın.” diye içimden düşünceler geçiyordu.

Şahsen ben küçüklükten beri makinelere, aletlere, kamyonlara, arabalara yani mekanik ve teknolojik olan her şeye meraklıydım. Analitik zekâmda gayet de iyiydi. Yani ben mutlaka mühendis olmalıydım (olacağım umarım). Her neyse konumuza dönelim. Lise 1, lise 2, böyle bilgisayar-yazılım diye diye geçti. Lise 3’te hani o zamanlar sınav stresi azdan çoktan hissedilmeye başlanır ya tam o dönemde panik başlar. Hangi üniversite, hangi şehir falan filan. Hızlı geçiyorum buraları. Lise son da bitti sınava girdim, çıktım. Bir puan geldi. Hadi tercih yap. Abartmıyorum, sınava hazırlık ve sınavdan daha zor bir süreç daha varsa o da tercih dönemidir. Çünkü tercih yaparken çok fazla etken var. Aile, arkadaşlar, öğretmenler. Ancak orada tek önemli biri var. O da sizsiniz.

Tercih döneminde beni şoke eden bir gelişme yaşadım. Anladım ki bilgisayar başında oturarak haydi ben bilgisayar mühendisi olacağım denmez, denemez, diyemezsin. Sadece oyun oynayarak bunu kimse diyemez. Ben de bilgisayar mühendisliğini tercih etmeden bunu fark ettim neyse ki. O zaman bir tercih danışmanına gitmiştim. Fikir almak için.  Ancak öyle dershane falan olanlardan değil. Paralı falan da değildi. Bağımsız bir danışman. İsmini hatırlarım Melek’ti. Buradan Melek Hoca’ya selam olsun. Neyse, ben çok meraklı biriyim. Yani her şeyi merak eder, her şeyi araştırım. Bundan yola çıkarak hocam dedi ki: “Bence senin için Endüstri Mühendisliği en uygun bölüm.”.  Ben de araştırdım, ettim, tuttum. Baktım tam bana göre. Yaptım tercihi. Geldi de. Bu site ile yani birendustrimuhendisi.com sitesi ile o zamanlar araştırma yaparken tanıştım. Bütün yazıları okudum herhalde o zaman. Hatta bu sitenin kurucusu İbrahim Bey’e mail attım. Nasıl, nedir, ne yapsam diye. Bana çok güzel cevaplar vermişti. Ona buradan teşekkürlerimi iletiyorum.

Bu bölüm cidden diğer mühendislikler gibi değil. Mühendisiz ama bir makineci gibi de değiliz. 2 senede şunu kesin öğrendim. Endüstri mühendisliği, disiplinler arası bir dal değil. Endüstri mühendisliği, disiplinler üstü bir dal. Piramidin üstünde o. Karşılıklı oklar çıkıyor diğer mühendisliklere doğru. Böyle olması da avantajlarını bu mesleğin kat be kat artırıyor. Yani çalışmadığımız alan yok. Bütün aktif üretim yapan fabrikalarda iş bulabilirsiniz. Devlet de keza öyle. Girişimcilik alanına da yönelebilirsiniz, yönetim kadrolarına yönelik de CAD/CAM mühendisliği alanına da. Yani ne isterseniz onu oluyorsunuz demek yeridir. Birçok yol ayrımının olması bazen de zorluk çıkartabiliyor. Ne olacağım ne edeceğim diye bir gelecek kaygısı başlıyor. Hele hele de benim gibi her şeyi yapmak isteyen bir insansanız. Bir ara sıkıştım kaldım. Girişimcilik mi, kamu sektörü mü diye. Şuna karar verdim. Daha erken. Hem de kariyer planı yapmak için daha çok erken.

Dördüncü sınıfa kadar kendimi en üst düzeyde geliştirmeye karar verdim.

Ben özellikle şunu demek istiyorum. Sayın mühendislik öğrencileri, sayın mühendisler. Biz mühendisiz ve her şeyi bilmeliyiz. Genel kültürden matematiğe, matematikten ileri bilgisayar uygulamalarına kadar çoğu şey hakkında bilgi sahibi olmak zorundayız. Çünkü bu dünyanın gelişmesinde önemli katkılarımız var.

Şimdi bizim ülkemizde genel gidişattan dolayı ve aşırı mühendislik okulu açılmasından dolayı mesleğin değeri biraz aşağılara indi. Buna aldırmayın. Aldırmayın derken yanlış anlamayın. Aldırın hatta buna göre kendinizi geliştirin. Merak etmeyin bir konuda iyi olursanız kaygı yaşamazsınız.

Bir de şunu demek istiyorum. İş bulamamak problemi. Öncelikle siz gidin en iyi üniversiteye girin. Üniversite hayatınızda o bar bu bar gezin. Sonra mezun olun. En sonunda da iş bulamıyorum diye yakının. Sizce bu normal bir durum mudur? İş sahibi olmak istiyorsan okuyacaksın, öğreneceksin, araştıracaksın. Ben ilk senemde sınıfımın yüzde doksan dokuzunda bu durumu gözlemledim. Herkes gezelim edelim kafasındaydı. Burada gezmeyin demiyorum. Gezin tabii ki de sosyalleşme, iletişimi geliştirme mutlaka olmalı ama okul hayatıyla sosyal hayat arasında mutlaka bir dengede kurulmalı diye düşünüyorum.

Ben ilk yılımda bir girişimcilik sunumu bile yapmıştım. Her şeye koşuyordum. Tabii sonra malum pandemi baş gösterdi. Ama ben durur muyum? Tabii ki de hayır. Şimdi de online devam ediyorum her şeye. Bir deyim vardır ya hani. Ağlamayana meme yok diye. Cidden yok sayın meslektaşlarım.

Teknolojik her gelişmenin peşinde olun. İlgili bilgisayar programlarını kesinlikle öğrenin. En az bir programlama dili öğrenin. Ancak böyle diyorum diye de robot olmayın. Sanatla edebiyatla da ilgilenin. Mesela sekiz ay boyunca bir dergide yazarlık yapmıştım ben. Bir de öğrencilik yıllarında networking yapmaya başlamıştım bu arada Instagram falan bırakınız Linkedin kullanarak profesyonel hayata hazırlayın kendinizi.

Velhasıl kelam biraz toparlamak gerekirse bilinçli bir insan olduğunuz sürece her şeyi doğru yapacağınızı düşünüyorum. Yazımı izninizle burada sonlandırıyorum. Okuduğunuz için, zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Umarım birilerinin yüreğine ve beynine dokunmayı başarmışımdır.

Recep Emir SİNAN