Stratejik Düşünce

Stratejik düşünme konusuna farklı bir perspektiften bakarak kuramsal eleştirilerin incelendiği, felsefik ağırlıklı diyebileceğimiz bir çalışma. Cümle aralarında bazı önemli hususların ele alındığı kanaatiyle paylaşımlarınıza sunarım. (bem)

Stratejik düşünme, iş dünyasının popüler kavramlardan biri olarak işletmelerin en uçta, soyut ve uzak geleceğe yönelik zihinsel bir faaliyeti olarak kabul görüyor. Ancak geleceğin henüz mevcut ve görünür olmaması, stratejik düşünme konusunda bir sorun/sal olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle stratejik düşünme kapsamında, güçlü sorunsalların çözümlenmesine ve yaratıcı sorgulamaların yapılmasına büyük ihtiyaç var. Bu durum doğal olarak stratejik düşünmenin dinamik ve eleştirel yönünü ifade etmemize alan açıyor.

Bazı Epistemik Notlar

Eleştirel Dönüşüme Hazırlık

Konuyu geliştirme ve hazırlık notu için burada temel bazı açıklamaların, çerçeve görüşlerin ve ana yaklaşımların belirtilmesinde yarar var:

Öncelikle, stratejik düşünmenin eleştirel yönünü kavrayabilmek için iki ana notun altı çizilmeli: Birincisi, stratejik düşünme ile ilgili kavramlar ve kavramsal sarmalın açıkça ortaya konması; diğeri de stratejik düşünme modellerinin netleştirilmesi ve anlaşılması.

Stratejik düşünme modellerimiz, geniş ölçüde stratejik düşünme kavramsal sarmalı; “gerçek” ve “doğru” gibi iki temel kavram ile aktivite olur. Biz çoğu kez “gerçeği”, nesnelliğin bilinçte kendine uygun kavramsal yansısı olarak biliriz ve gerçeğin düşünme yasalarına uygun oluşunu da “doğru” olarak nitelendiririz. Bu açıdan doğru, gerçeğin kavranmasına yönelik uygun koşulları hazırlayan süreç içinde konuşlanmış olur.

Bu cümlelerden hareketle stratejik düşünme modellerimizi iki meta-görüşün çerçevelediği söylenebilir: “Kartezyen görüş” ve “idealist görüş.”

Kartezyen görüş, gerçeği somutlamaya ve sorgulamaya; idealist görüş ise, gerçeği sorgulamaksızın, dogmalara bağlayarak açıklamaya ilişkindir. İdealist görüşte gerçek, insan bilincinde ve madde evreninde somut olarak bulunmaz. O nedenle nesnel/özdek duygular yolu ile kavranan ve olay, koşul ve durumlar ile deneyimlenen bir yön söz konusudur.

Bu kısa girişten sonra, stratejik düşünme epistemolojisini aşağıdaki üç yaklaşım üzerinden genişletmek önerilebilir:

Yaklaşım 1

“Stratejik düşünme bir öykünmedir (mimesis).” Stratejik düşünme, gerçek olmadan, gerçeğin yaklaşık ifadesine erişmeyi ifade eder. Gerçeğin üstü örtülüdür ve araştırılması gerekir. Örtünün kaldırılması için, düşünsel çalışma ve nesnel gerçeklik ile eşleştirilmiş bir düzeye erişmek gerekir. Fakat bu düzeye erişmek kolay olmaz. O yüzden gerçeği yaklaşık bir yerde kabul etmek eğilimi belirir. Diğer bir deyişle gerçek vardır ancak gerçeği kavramak ve yaşamak için araştırmak, peşine düşmek gerekir. Bunun yanı sıra gerçeğe öykünerek yapılan her girişimin, yaklaşık bir şekilde kalacağı göz ardı edilmemelidir. Yaşanan gerçek de mutlak gerçeğin bir taklididir. Taklit, bir yabancılaşma ve kişinin kendi gerçeğinden uzak düşmüş bir koşullanmanın sonucu olarak düşünülebilir. Ancak insan hayatında gerçeğe erişmek uğraşısı hep olacaktır ve gerçek olan hep yine “mutlak gerçeğin (hakikatin)” taklidinden başka bir şey olmayacaktır.

Yaklaşım 2

“Stratejik düşünme bir yanılsamadır (illusion)” Stratejik düşünme, gerçekten uzak ama “benzer gibi” bir gerçek üzerinden ifade edilir. Bu bir yanılsamadır. Gerçeği aramak her zaman zor ve zahmetlidir. O yüzden benzer gerçekler ile yaşamak tercih edilir ve gerçek olmadığını bile bile gerçekmiş gibi bir inanç baz alınır. Hatta yaşanan süreçte illüzyon bilgisine sahip olunsa bile, gerçekmiş inancı benimsenir. Bu tercih mutlak gerçekten kopuşun yarattığı çaresizliğin ve zorluğun verdiği bir sonuç olarak düşünülebilir ve diyalektik mantıkta gerçek, yanılsamalar üzerinde algılanan kadardır.

Yaklaşım 3

“Stratejik düşünme bir üretimdir (production).” Stratejik düşünme, gerçekten kopuk, yeni bir gerçek inşasını ifade eder. Gerçek, bilincimizin üretimidir ve bilinç ile biçimlenir. Gerçek/lik zihnin yaşattığı bir süreçtir. Bu sürece, göreli amaçlar, beklentiler, umutlar, düşler eşlik eder. Yaşanan tercihler ki bunlar çoğu kez inanç ve politika eksenli olarak, gerçeğin yerini almış olan şeyler üzerinden yapılır.

Meşhur post-modern filozof Baudrillard’a göre gerçek; özgün, ilk örneği olmayan simulakrum’dur. Zihinsel modeller sadece simulakrum’un bir kopyasıdır. Baudrillard bu eksende, gerçeğin yerini “hiper-gerçeklik”in aldığını (bir simülasyon olduğunu) savunur. Hiper-gerçeklik ise bir anlamda gerçeği yok etmektedir, mutlak gerçek ile yer değiştirmiş bir nitelik taşır.

Her üç yaklaşımda ana etkinlik gerçek/lik ve gerçekliğe erişmeye dairdir. Bu nedenle stratejik düşünme gerçek/lik ile sınırlandırılmış bir taşkınlık içerir. Bu taşkınlığın örgütleyicisi “zihinsel yapı”dır. Gerçekliğe erişmek için yapılan her etkinlik de ya öykünme ya yansıtma ya da yeniden üretme şeklinde gerçekleşir.

Şüphesiz bu noktada stratejik düşünme, bireyden topluma, içten dışa, dünyadan evrene evrilen, süreklilik ve bağlamsallık ile var olan bir ekseni açıklamaya koşulludur. Ancak gerek bilginin genişlemesi, gerekse genişleyen bilginin sistematize edilmesi için yapılacak etkinlikler, gerçek/likten kopuk, bağımsız olarak tasarlanmak ister. Hatta gerçeğin de ötesinde üst-gerçekliğe, mevcut gerçek/likten koparak ve özgürleşerek erişileceği öngörüsüne kadar gidilebilir. Bir anlamda gerçek/lik (-görece olduğu vurgusu ile, reddedilerek, zihinsel yapının ve ilişkinin varlığını sorgulanmaya ilişkin bir alan olarak karşımıza çıkar. Oysa ne böyle bağlamsız bir düzenleme yapılabilir ne de böyle kopuk bir yapı tanımlanabilir. Her şey alabildiğince düzenli ve birbirine bağlıdır çünkü “düşünülen her şey, düşünülenin içinde” yer alır.

Taktik Manevralar

Eleştiri Pratiğinin Zımni Çerçevesi

Stratejik düşünmeye ilişkin geliştirilen/geliştirilecek çok yönlü eleştirilerin, bugüne kadar stratejik bilgi duayeni Mintzberg’in öncülüğünde yapılanlar ile sınırlı kaldığı görülür. Bunun için çeşitli nedenler ve argümanlar öne sürülebilir: Öncelikle, stratejik düşünme bilgisine ilişkin güçlü kuramsal bilgi verme ve buna bağlı eleştirel bir alan açma yönü, çok pratik ve parlak gözükmez. Diğer bir deyişle strateji bilgi alanında, stratejik düşünme ile ilgili yazılan kitap ve çalışmalara bakıldığında, kuramsal yönlü dizgisel ve duru bir bilgi gözükmez, siliktir. Böyle bir yönelimin de temel iki nedeni olabilir: Ya bu alana ilişkin yapılacakların öznel niteliği nedeniyle çok gereksiz olduğu ve anlamına erişmeyeceği ya da yapılacakların bilgi birikimi için çok gerekli olduğu ve/ancak yetkin olmayan bilgi inancıyla çerçevenin sunulmayacağıdır. Elbette her iki görüşün de anlaşılabilir yönleri bulunabilir. Fakat burada ilanihaye söylenmesi gereken şu olabilir:

Stratejik düşünme bilgisini dinamik kılmak için bilgiyi çerçevelenmiş bir alandan çıkarmak gerekir aksi halde olan bilginin genişleme yönü zedelenir. Dolayısıyla böyle bir yaklaşımın temel gerekçesi de düşünmenin stratejik tarafını vurgulamaya ve korumaya yönelik düşünülebilir.

Strateji bilgisinde genellikle eleştiriler “stratejik planlama” süreci üzerinden yapılanır. Mintzberg’in (1994) Harvard Business Review’da bu konuda yazdığı “Stratejik Planlamanın Çöküşü ve Yükselişi” çalışması, strateji bilgisinin hangi açıdan eleştirilebileceği bilgisini ve geleceğini günümüze taşır. Burada bir hatırlatmanın yapılmasına ihtiyaç vardır: Mintzberg’in stratejik planlamaya yaptığı eleştirileri aynı şekilde stratejik düşünme kapsamında ele almak hem konu içeriğine hem de yönüne uygun değildir. Ancak şu kadarı söylenebilir: “Stratejik düşünme, stratejik planlama gibi eleştiriye hak kazanmak için zorlu bir serüven içindedir.” Bu ifadeyi stratejik düşünmeyi olumsuzlamak için ele almamak gerekir. Galiba bu noktada vurgulamamız gereken, stratejik düşünme bilgisinin henüz şekillenmesini sürdürdüğü olmalıdır. Elbette zamanla stratejik düşünme bilgisi olgunlaşacak ve konu kapsamında/ilgili birçok kuram, yaklaşım, model ve yönelim oluşacaktır.

Buna rağmen, burada bazı eleştiri kategorilerinin verilmesi ya da böyle bir çabanın denenmesi serüveni olgunlaşmaya dönük değerlendirilebilir. Bu eleştiri kategorilerine geçmeden önce literatüre ilişkin bazı sınırları belirtmek gerekir:

  1. Öncelikle literatürde stratejik düşünmeye yönelik eleştiriler, gerçekte (henüz bilgisi dizgisel ve duru bir şekilde bulunmaması nedeniyle) stratejik düşünmeye ilişkin değildir. Yapılan ya genel olarak stratejik yönetimin temel bilgi birikimine yapılan eleştiriler olarak veriliyor ya da stratejik düşünmeye ilişkin yapıldığı söylenen eleştiriler, stratejik yönetim bilgisinin genel sancılı alanlarından öteye gitmiyor. Her iki yönelime bağlı, “stratejik düşünmeye eleştirel yaklaşma düzlemi için henüz erken!” olduğu şeklinde bir söylem vurgulanamaz.
  2. İkinci olarak stratejik düşünmeye ilişkin literatür, genel anlamıyla kuramsal taban inşa etmeye yöneliktir. Ancak stratejik düşünmenin doğası, temel bir kuram vermeyi mümkün görmez. Belki burada söylenmesi gereken, stratejik düşünme üzerine yapılan şu anki çalışmaların ve genellikle pratikten/öznel gelen bilgilerin, gelecekte stratejik düşünme kuramının nasıl şekilleneceğine yönelik ipuçları verdiği olabilir.

Eleştirel Kategoriler ve Dağıtıcı Şoklar

Stratejik düşünmeye yönelik yapılabilecek eleştiriler, bir düşüncenin gerçekliğini karşılayacak algı, yorum ve duruş kategorileri ile açıklanabilir. Buna göre eleştirileri şu kategoriler altında incelemek/ifade etmek mümkündür:

Eleştiri 1

“Stratejik düşünme mantık oyunudur.” Bu eleştiri kategorisinin ana argümanı “gerçek/lik kaygısı ve sorunu”dur. Temelde de şu kaynaklardan gelebilir:

(a) Stratejik düşünme, yaşanan gerçekle ilgisi olmayan, genelde basit ve görece bir mantık oyunudur. Ne nesnel olarak incelebilir ne de somutlaşmış yönü strateji bilgisine anlam kazandırır çünkü görece bilgi, gerçekten çok uzakta bir“akıl oyunu”dur. Mantık “aklı aldatmak”tan başka bir şey/yön ortaya koymaz. Yani aklı aldatmak, aklı zora düşürmeyecek şekilde gerekçe bulmayı zorlama ya da “akla yatkın hale getirme (meşrulaştırma)” düzeneğidir. Bu düzenek, gerçekleri gölgelemek, maskelemek ve gizlemek içindir. Oysa gerçeğin kanıtı zaten vardır, çıplak ve açıktır. Ancak gerçeğin kanıtını örterek, gizlenmiş olarak düşünmek, sadece kendi kendini ya da aklı aldatmaktır.

(b) Stratejik düşünmenin gerçekle ilgisi zayıftır. Diğer bir deyişle, stratejik düşünmenin mutlak gerçek/lik kaygısı ve bağlantısı yoktur. Ancak stratejik düşünme, çoğu kez, mutlak gerçek/lik ile ilgili/bağlantılı kanıtlar sunmaya ve inanç yaratmaya dönük öykünme, yansıtma ve değerlendirme eğilimi içindedir. Hatta gelenekte yaygın bir ifade vardır, şöyle: “Bugüne kadar söylenmemiş hangi söz vardır?” Herhangi geçmiş bir zamanda, bugün söylenenler ya da bundan sonra söylenecekler, bir şekilde söylenmiştir. Sadece insan, bunu söylerken bağlamsallığı farklı tutar. Şüphesiz böyle bir yön eğlencelidir, kişiyi ve alakalı çevreyi motive edebilir; ancak geçmişte söylenmediğine dair tereddütleri ortadan kaldıracak şekilde tasarlanamaz. “Ya…ya da” bağlamı da sadece karşı tarafı “zorlama”dan başka bir ifade olamaz. Zorlama, beraberinde aklı aldatmaya, çevreyi rahatça kullanmaya ve manipülasyona yol açar.

(c) İnsanın yaşarken her şeyi düşünmesi, tasarlaması ve buna göre yaşaması zordur. Cümleyi biraz daha yalınlaştırmak gerekirse; yaşam, düşüncelerin dışında bir bütünlük içinde seyreder. Ancak kişinin “her şeyi düşündüğü” ya da “kusursuz düşünmüş gibi” yapma eğilimi, olanakları bulmak ve kullanmak istemesinden ya da mantığını buna yönelik kurarak, kendi dünyasında ördüğü, kontrolün kendinde olduğunu zannettiği bir oyundan öte değildir. Böyle bir yanılsamanın, insanın yaşamını kolaylaştırmak için, yine insan tarafından bir refleks olarak geliştirildiği kuvvetle muhtemeldir.

Eleştiri 2

“Stratejik düşünme akıl yürütmektir.” Bu eleştiri kategorisinin ana argümanı “gerçeği akletme ve akli temelli bilgi”dir. Temelde de şu kaynaklardan gelebilir:

(a) Akıl her ihtimali en iyi ve gerçekçi şekilde ortaya koymak için konumlanır. Ancak hiçbir zaman tüm seçenekleri, aklın içermesi mümkün değildir. Genellikle akıl, önüne konan kanıtlara ve işaretlere bağlı seçimini yapmak durumu ile karşı karşıyadır. Bu ise “gerçekte, büsbütün akıl yürütme” kapsamı olamaz. Belki bunun kaynağı kendimize dair varoluşu desteklemek ve güçlendirmek amacından ileri gelebilir. Ama gerçekten akıl yürütmek, önümüze konan tercihlerden birini seçmek ise, seçimin bizzat seçen kişi tarafından yapıldığı düşüncesini mi taşır? Şüphesiz ki böyle bir düşünce sığ ve yavandır. Daha güçlü açıklamalara ihtiyaç vardır.

(b) Salt akıl ile ve/veya akli temelli bilgileri aramak yanıltıcı olur. Geleneksel bilgide, akli temelli bilgilerin bizzat kendinden olduğundan, şüpheden arınmış olduğundan da söz edilir. Akıl sadece insanın sahip olduğu deneyime bağlıdır. Sahip olunan bilgiler de tecrübî olarak bilinebilir. Fakat bu “bilenler dışında bilgiler yoktur!” anlamı taşımaz. Dolayısıyla bilgiye erişmek için, dün olduğu gibi bugün de akıl yürütülür. Bu da bir düşünme serencamıdır. Serencamda benzer tuzaklara düşülür çünkü akıl yürütülen ve erişmek istenen bilginin mutlak gerçek ile bağlantısı zorakidir. Ancak akıl bu bağlantıyı yaparken, sürekli tecrübesi varmış gibi yönlendirme kurmak ister. Bu yönlendirme çoğu kez “aldatma” şeklinde karşımıza çıkar.

Eleştiri 3

“Stratejik düşünme -mış gibi yapmaktır.” Bu eleştiri kategorisinin ana argümanı “doğaldan uzak, üretilen bağlamsallık”tır. Temelde de şu kaynaklardan gelebilir:

Sanki varmış gibi düşünmek, gerçek bağlamsallıktan çok uzaktır ya da gerçeğe bağlanan her düşüncenin, doğallıktan çıkarak stratejik olarak ele alınması büyük bir aldatmadır. “Sanki felsefesi” asla gerçekle olan bağı yaratmak için öne sürülmez.

Amaç, büyük bilge Nasreddin Hoca’nın, kaybedilen yerde değil daha farklı bir yerde yüzük aramasına benzer. Öyle ki öne sürülenin gerçeğe bağlıymış gibi yapılması, onun gerçek olduğunu göstermez. Bu nedenle önerilerin anlamının, içeriğinin ve kapsamının gerçekliği yoktur. Burada bir sınırlandırmayı görmek gerekir: Söz konusu önerilerin, gerçekte bağı koparması da pek mümkün değildir. Ancak çoğu kez öneri yapanlar bağ kopmuş gibi yaparak, düşünmeye, varlığını devam ettirmeye ve yaşamaya çalışır. Bir anlamda bu, insanın “kendi kendini ikna etme” uğraşısıdır.

Eleştiri 4

“Stratejik düşünme gerçeğe aykırı bir düşünme biçimidir.” Bu eleştiri kategorisinin ana argümanı “zihni modelleme önerisi”dir. Temelde de şu kaynaklardan gelebilir: Gerçek ile gerçekliğe ilişkin (zihinsel yapıdan kaynaklı) görünümler hep tartışmalıdır. “Gerçeği” büsbütün kavramak zordur ve bunun için “zihni modellere” başvurulur. Zihni modeller, gerçek ile kopmuş ilişkiyi yeniden düzenlemeye yardımcı olması için önerilir. Ancak bu öneri gerçeğe aykırıdır. Aslında gerçek, hep bizimle birlikte olan (fark edelim etmeyelim), bütünlüğümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. Gerçekten kopmak bir yanılsamadır, soyutlamadır. O halde, kopmak mümkün değilse, böyle bir yanılsamaya neden ihtiyaç duyulur? Sorunun özünde “unutmak” eylemi vardır. Kişinin kendine ve gerçeğine rağmen aykırı düşünme çabası, yanılsamadır. Bu yanılsamayı da sadece insanın doğasına bağlamak doğru olmaz. Bu tür düşüncede ısrar, insanın derin anlamını ve geniş kapsamını zedeler. Zedelemenin, kopmak şeklinde değil unutmak şeklinde olduğu bilinmelidir. Bu süreç, kişi bilince yeniden erişinceye ya da kendini hatırlayıncaya kadar devam eder. Aksi durum, insanın kendi gerçeğine uygun değildir.

Eleştiri 5

“Stratejik düşünme irrasyonel bir yoldur.” Bu eleştiri kategorisinin ana argümanı “rasyonellik ve sınırlılık”tır. Temelde de şu kaynaklardan gelebilir: Esasen, rasyonel olanın, rasyonel olduğu söylenemez. Rasyonel tercihlerimiz, irrasyonel açıklamalar ile kavranır. Düşünüldüğünde, insanın yaptığı en uygun seçim ve üst bilinç ile tercihlere bakışı bile rasyonelliğe aykırıdır. Ya da rasyonellik ne kadar rasyonel olabilir? Bu noktada şu söylenebilir:

Düşünme doğaldır, doğal olmayan bizzat rasyoneldir. Biz genellikle bu doğallığı atlayarak, gerçekle doğal olmayan bir ilişki kurmak eğilimi içinde oluruz. Bu durumda ne ilişkide ortaya konan gerçek gerçek, ne de sınırlı düzeyde öne sürülen düşünceler ikna edici olur çünkü hiçbir düşünce sınırlandırılamaz, sınırlandırılan düşünceler ise özelliğini kaybeder.

Eleştiri 6

“Stratejik düşünme etik açmazlara sahiptir.”  Bu eleştiri kategorisinin ana argümanı “egemenlik düzenleme istenci ve özgürlük”tür. Temelde de şu kaynaklardan gelebilir: Düşüncelerin doğallıktan çıkarak, düzenlenmiş olarak insan hayatına düşmesi etik değildir çünkü hayata düşen düşünceler mutlak anlamda sahibine daha fazlasını kazandırmaya ilişkin konumlanır. Bir noktada stratejik düşünme aşırı egoların ürünü olarak karşımıza çıkar. Hep bir diğerinin üzerinden “egemenlik yaratma” çabasına ve kaybetmesine yol açar. Doğal düşünme, insanın insanca yaşaması (sembiyonizm) amacına hizmet eder. Oysa insan tarafından düzenlenmiş hayat, diğerlerinden (canlı- cansız) daha çok ve uzun yaşamayı çevreler. Dolayısıyla stratejik düşünme apaçık etik çıkmazlara sahiptir. Etik çıkmazın ana kaynağı da ortaya çıkmış olur: Özgür ol[a]mama. Düşüncenin özgürleş[e]memesi ahlakiliği zedeler. Bağlanma kişinin ahlakiliğini yok eder.

Sonuçta, tüm bu eleştiri kategorilerine ve ana argümanlarına bağlı şöyle bir çıkarım yapılabilir:

Stratejik düşünmeye yöneltilen/yönelebilecek tüm eleştiriler şüphelidir ve/fakat stratejik düşünmeye yapılan anlam kazandırmaya yönelik her eleştiri değerlidir. Yapılacak her anlam kazandırma çabası, stratejik düşünmenin güçlü bir kanıtı olacaktır. Belki şu an için stratejik düşünme eleştirisinin yapılmasının gereksiz olduğu düşünülebilir. Ancak eleştirel bağlamın daha güçlü bir şekilde işlek tutulması, bilginin yaratıcı yıkım için gelişmesinde yararlı bir gerekçe olabilir. Yapılması gereken, düşünmelerimizi (düzenlenmiş sistemin doğal bir sonucu olarak) geliştirmek, belirlemek, tanımlamak, tesadüften uzak yapmak ve verilmiş bir kurgudan çıkmaktır.

Ayrıca stratejik düşünmeye yapılan/yapılacak eleştirilerin tutarlılığını bağlaşımlar ile ele almanın, izlenmesi gereken değerli bir yöntem olacağı söylenebilir. Aksi halde stratejik düşünme bilgisini yüzeysel ele alma ve bilimsellikten uzak, mistik birikimler ile açıklama durumu oluşacaktır. Volter’in dediği gibi, “düşünme, insanın bütün onurudur.” Stratejik düşünme ise, onurun, daha üst katmanda akademik kıymetlendirilme çabasıdır. “Eleştirel bağlamın daha güçlü bir şekilde işlek tutulması, bilginin yaratıcı yıkım için gelişmesinde yararlı bir gerekçe olabilir.”

Özetle

Amaç: Stratejik düşünme konusuna farklı bir bakış açısı sağlama ve stratejik düşünme sorunsalına ilişkin bir analiz yapma ve böylece stratejik düşünme kapsamında kuramsal-eleştirel bir yaklaşım ortaya koyma ve geliştirme.

Metodoloji / Yaklaşım

Stratejik yönetim literatürüne bağlı eksik kalan veya geliştirilmesi gereken stratejik düşünme kapsamı incelenmiş; böylece alan literatüründe entelektüel-pratik perspektif içinde, sorunların açıklamasına ilişkin küçük ama önemli bir alan açmak istenmiştir.

Bulgular

Stratejik yönetim bilgi kapsamında stratejik düşünme kategorileri işaret edilerek, alan bilgisinde eksik bilgiyi üretme ve kopuk bilgiyi bağlama/tamamlama zemini araştırılmış ancak alan bilgisinde stratejik düşünme bilgi kategorilerinin henüz kuramsal düzeye erişmediği görülmüştür. Stratejik yönetim için önerilen çoğulcu yaklaşımları anlamak için, ilgili alan bilgisinin çerçevesi kabul edilmiş ve stratejik düşünme perspektifinin, kuramsal olarak bir yetersizlik içerdiği ancak, iş/letme uygulamalarında nasıl kullanılması gerektiği ima edilmiştir. Bu çerçevede Türkiye iş ve çevre ilişki dinamiklerinin, eleştirel yaklaşımlar ile çözümler ya da sorunlara nasıl yaklaşılması gerektiği önemsenmiştir.

Gürcan PAPATYA – www.hbrturkiye.com

2017-12-25T15:47:49+00:00

Bir Yorum Yazın