Daha önce de sitemize yazılarıyla katkı sunan değerli meslektaşımız Fatmanur MARAŞ hanım yeni yazısıyla bizlerle. Bu defa hayat yolculuğumuzda ki sorunların çözümünde tecrübelerin bakış açımızı nasıl değiştirdiğine analitik bir yaklaşım getirmiş. Ayrıca konuyu algoritmalara bağlamış. [bem]

Bu yazımda sizlerle gerçek hayat problemlerini çözmemizde ve karar vermemizde bize yardımcı olan (lisans eğitimimizde yer alan derslerimizden “yöneylem araştırması”, “karar destek sistemleri” , “bilgisayar bilimi” vs. gibi) pek çok paydaş ders grubuna farklı bir bakış açısı ile bakıp üzerinde tartışmaya çalışacağız. Bu yazıyı okuyan meslektaşlarımın okuma sonrasında ders içerikleri ile örneklerin bağlantılarını kendilerinin kurmasını istediğim için yazımda sonuç kısmını yoruma açık bırakacağım ve derslerin içerik/ tanımlarına çok fazla yer vermeyeceğim.

Bilgisayar bilimi; “büyük, orta veya küçük ölçekli algoritmik işlemleri otomatikleştirme çalışması” olarak nitelendirilebilir (Wikipedia).

Algoritma; belli bir problemi çözmek veya belirli bir amaca ulaşmak için tasarlanan yoldur. Matematikte ve bilgisayar biliminde bir işi yapmak için tanımlanan, bir başlangıç durumundan başladığında, açıkça belirlenmiş bir son durumunda sonlanan, sonlu işlemler kümesidir (Wikipedia).

Yöneylem araştırması; bir organizasyon içinde operasyonların koordinasyonu ve yürütmesi ile ilgili dünyanın gerçek karmaşık sorunları için fikir üretmede matematiksel modelleme, istatistik ve algoritma gibi bilimsel yöntemleri kullanan disiplinler arası bir bilimdir (Wikipedia).

Gelin şimdi bu bilgileri kendi yaşam yolculuğumuzda yorumlamaya ve farkında olmadan hayatımız içerisindeki algoritmaları nasıl yönettiğimize bakalım.

Yukarıdaki merdiven resmi Proje yöneticisi olduğumuz ve ne zaman sonlanacağını bilmediğimiz hayat yolculuğumuzdaki problemlere nasıl çözüm bulduğumuzu simüle etsin. Yolculuğumuz boyunca amaçlarımıza ulaşmak için sürekli problemler çözüp kararlar alır hatta belki daha doğru tanımı ile seçimler yaparız. İşte resimdeki en üst nokta bizim her problemimizin amacını / amaçlarını temsil ediyor. Yada şöyle desek daha mı doğru olur? Merdivenin tepesi, bizim bulunduğumuz zamandaki bakış açımızla hedefimizi ve amacımızı temsil ediyor. Yani değişkenlerimiz, kısıtlarımız, görüş açımız değiştiğinde hedeflerimiz gelişebiliyor ve değişebiliyor.

Resim bize ek olarak problemlerimizin çözüm yolculuğunda amaçlarımıza hızlıca ulaşmak için adım atmamız (yetkimiz dahilinde değişkenleri ve kısıtları belirlememiz) arada da yürümemiz (analiz etmemiz) gerektiğini söylüyor. Çokça adım attıktan sonra yürüme kısmı yani sahanlık dediğim kısmı dinlenme zamanını haber veriyor. Bu dinlenme de dikkat ederseniz küçük adımlarla (kısıtları gözden geçirip, değişkenlere eklemeler yapıp analizlere devam ederek) yürümeye devam ediyoruz. İşte bu zamanlar bence yolculuğumuzda doğru kararlar almamız için risklerin değerlendirildiği, operasyonel planların stratejik planı beslediği, müthiş fikirlerin ortaya çıktığı hatta merdiven adım sayılarının yüksekliğinin belirlendiği harika zamanlardır.

Buna benzer süreçler her ne kadar biz farkında olmasak da hayatımızda sık sık tekrarlanır. Ve hayatımız aslında girdisi çok olup dönüşüm sürecinde sistemimizin sınırlarına çarparak şekil alan sonrasında çıktıya dönüşen ve bunu sürekli bir geri bildirim ile yapan, birinin yanıtı diğerinde kopyalanamayan bunun gibi bir çok farklı problem çözüm tecrübesi ile doludur. Bu nedenle ben problem çözmede ve karar alma/ seçmede tecrübeye ve stratejiye ek olarak diğer önemli bir faktörün hayal gücü olduğunu düşünüyorum.

Sebebini ise Albert Einstein;

“Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür. Hayal gücü ise her yere.” sözüne bağlıyorum.

Ayrıca Will Rogers’in “İyi kararlar tecrübe sayesinde alınır. Tecrübe ise, kötü kararlar sayesinde kazanılır.” sözü ile Peyamı Safa’nın “Yaşlanarak değil, yaşayarak tecrübe kazanılır” sözlerini ve aşağıdaki videoyu dikkate alarak bu konuyu biraz yorumlayalım.

.

Videoda yer alan bardakların insanlar olduğunu içerisindeki harflerin ise tecrübeleri olduğunu hayal edin. Bu durumda farklı alanlarda tecrübelere sahip olan insanları bir araya getirdiğinizde (bir ekip kurduğunuzda) problemlere daha hızlı ve daha mükemmel çözümler üretmeleri kaçınılmaz olur değil mi?

Problem çözme konusunda biz Endüstri Mühendisleri için yapılan  “her şeyden biraz bilir” tanımı yukarıdaki yorum dikkate alındığında aslında artı olarak değerlendirilebilir. Fakat durum her zaman öyle olmayabilir tabi ki. Karma tecrübeleri olan aynı hedef ve amaca sahip bir ekip ile çalışmanın bizler için önemli olduğunu önceki yazılarımda da belirtmiştim.

Örneğin; bir rahatsızlığınız var ve şikayetlerinize göre uygun alanın uzmanı olan doktora gidiyorsunuz. Doktorunuz şikayetlerinizi dikkate aldıktan sonra tahlil vs. istiyor yani kendisine bilgi üretecek verileri hazırlatıyor. Sonra elindeki verilerle yorum yapıyor ve rahatsızlığınızın başka bir uzmanlık alanına ait olduğunu söylüyor, sizi o alana yönlendiriyor. O alanın uzmanına gidiyorsunuz benzer şekilde testler vs. yapılıyor. Bu şekilde sonuçlanana kadar süreç devam ediyor. Örneğin 5 farklı alanın doktoruna muayene oluyorsunuz diyelim. Sonunda hastalığınız tespit ediliyor.

Aslında baktığınızda yukarıdaki doktor-hasta örneği farklı hastane ve birimlerde birbirlerini tanımasalar da sonuca/hedefe ulaşmak için birbirlerini veri ile besleyen bir ekip çalışmasını anlatıyor.

Hayatımızda çok fazla bu ve buna benzer örnek var. Etrafınızda ve hayat yolculuğunuzda daha dikkatli olursanız algoritmaları görebilirsiniz.