Endüstri Yüksek Mühendisi Fatmanur MARAŞ’ın Endüstri mühendisliği mesleğini kendi özgün bakış açısıyla değerlendiren  içten ve samimi cümleleriyle sizi baş başa bırakırken Bir Endüstri Mühendisi (bem) sitesi için kaleme aldığı bu yazısından dolayı kendisine teşekkür ederim. [i.a.]

Endüstri mühendisliğinin tanımını sorsalar sanırım rengarenk boya ve kalemlerin olduğu (yukarıdaki resimdeki gibi) bir masayı göstermek isterdim. Çünkü bence Endüstri mühendisliğinin tek bir kalemi yoktur, o farklı kalemlerle bütünleşik bir resim ortaya çıkarmak ister. Belki de öğrenmeyi bu kadar çok sevmelerinin sebebi budur. Tıpkı hayattaki gibi problemleri özel teknikleri ile çözmeye çalışırlar, bu nedenle de sürekli çevik olmak zorundadırlar.

Korona günlerinde harika işler yapan sağlıkçılarımızın emeklerine haksızlık etmeden bu hikayeyi Endüstri mühendisliği içinde örnek vermek istiyorum..

Endüstri mühendislerinin Cerrah’ın arabasını getirdiği tamirci ile arasındaki diyaloğun geçtiği “Bir de motor çalışırken denesene” hikayesine benzer hikayeleri çoktur. Buna tecrübelerimden birkaç örnek vermek istiyorum. Endüstri Mühendisleri ERP, Sistem entegrasyonu, tesis planlama, süreç optimizasyonu, kalite , sistem analizi, üretim planlama, stratejik planlama, operasyonel verimlilik, koçluk, danışmanlık vs. gibi alanlarda hep süreç çalışırken müdahale etmek durumunda kalırlar. Bu durum aslında risklidir, doğru noktalara doğru dokunuşlar yapmanız gerekir çünkü sonucundan birçok paydaşınız etkilenebilir.  Bunları yaparken sadece teknik bilgilerinizi kullanmazsınız çünkü bu mesleğin merkezinde insan vardır.. İnsanın olduğu yerde de iletişim tabiki. Sadece teknik bilgileriniz süreçleri yönetirken yada süreçleri, sistemleri tasarlarken size yeterli olmayabilir biraz psikoloji, biraz strateji ve çokca yaratıcı düşünceye sahip olmanız gerekebilir. O yüzden yazının ilk kısmında farklı kalemlerle bütünleşik bir resim oluşturmaktan bahsettim. Kalemlerinizi resminize uygun miktar, nitelik ve uyum içerisinde seçmek zorundasınızdır.

Endüstri mühendisliği bir işe girdi ve çıktı şeklinde bak(a)maz. Detaylarını görmek ister, dar boğazlarını tespit etmek süreci anlamak ve iyileştirmek ister, yerine göre çözüm yerine göre sonuç odaklı da olabilir diyebiliriz. İşinizin amacı problemleri bulmak ve çözmektir, eğer rutin işlerden hoşlanmıyor, sürekli yeni problemler çözmek ve kendinizi geliştirmek istiyorsanız doğru adrestesiniz demektir.

Bu mesleğin en güzel tarafı eğitim hayatınız boyunca öğrendiğiniz bilgileri günlük yaşantınızda uygulayabilmenizdir. Bununla birlikte çalıştığınız alan yada birim her ne olursa olsun insanların hayatlarına dokunursunuz fayda sağlarsınız bu da mesleğinizin size haz veren tarafıdır.

Eğitim hayatınız için size hazırlanan program tıpkı beslenme programınız gibidir. Her şeyden ihtiyacınız olduğu kadar alırsınız. Aldığınız tüm eğitimlerin içeriği sizleri bir nevi gerçek hayata hazırlayan şeylerdir. Ezberden ya da bir kaynaktan öğrenerek yapabileceğiniz işler bu meslekte bence çok azdır. Almış olduğunuz derslerin içeriği dahi özgündür. Bunu sınav anınızda test edebilirsiniz aslında. Benzetim, ergonomi, stratejik planlama , sistem analizi, optimizasyon, modelleme gibi alan derslerinizin sınavlarını hayal edin. Soruyu okuduktan hemen sonra çözmeye çalışmazsınız, düşünür, analiz eder, çalıştığınız ve bildiğiniz her şeyi harmanlayıp kağıda dökersiniz. Hatta çoğu derste gidiş yolundan puan bile kazanabilirsiniz.  Gerçek hayat gibi tekrarı çok olmayan problemlerle dolu ve her zaman çevik olmak zorunda olduğunuz bir eğitim görürsünüz, bu durum çalışma hayatınız boyunca da devam eder. Sürekli öğrenmek ve konular hakkında fikir sahibi olmak zorundasınızdır.

Endüstri mühendisleri yaptığı işe yüreğini katmak isterler, çünkü bu bakış açısıyla yetiştirilmişlerdir. Merak eden kıymetli meslektaşlarımın lisans eğitim içeriğine bir daha bu bakış açısı ile bakmasını tavsiye ederim.  Bence Goethe’nin sözündeki sanatkarlar gibiyiz.

Elleriyle çalışan insan işçidir. Elleri ve kafasıyla çalışan insan ustadır. Elleri, kafası ve yüreği ile çalışan insan sanatkardır. 

Tabi tüm bunları yaparken unutulmaması gereken bir diğer önemli hususta “stratejidir”. Strateji deyince akla hemen satranç gelir ve Renaud ve Kahn’a ait “Satranç akılla oynanır, ellerle değil” sözü hem Goethe’yi destekler nitelikte, hemde stratejiye vurgu niteliğindedir. Peki bu durumda strateji nedir sahiden?

Önceden belirlenmiş bir yada birden fazla amaca ulaşmak için tutulan yolların ve uygulanan yöntemlerin tümüdür. Bir taşla iki kuş vurmak da diyebiliriz. İşte biz Endüstri Mühendisleri de tüm gerçek hayat problemlerinin çözümünde yukarıda anlattığımız gibi büyük resmi görmeyle beraber aynı zamanda tıpkı bu satranç gibi yaklaşır, hamlelerimizi kararlı bir şekilde uygularız. Amaçlarımıza ulaşmak için gelen probleme tıpkı “müziğin ritmine uygun hareket eden orkestra şefi gibi yaklaşırız”.

Biz Endüstri Mühendisleri orkestra şefi , ahşap ve taş işlemecisi, dokumacı, çinici, hat sanatçısı, şair, yazar, tasarımcı ve aklıma gelmeyen bir çok sanatçı gibi problemi detaylandırır, hayal eder, düşünür, tasarlar, testlerden geçirir sonrasında harika sanat eserleri ortaya çıkarırız. Her sanatçı gibi eserlerimizi hazırlamak için bizlerin de araçları vardır. Bizler senfonimizi ortaya koyarken amacımızdan sapmadan yeri gelir doğaçlama yaparız, yeri gelir planlarız ancak her ne yapıyorsak bunu ekibimizle yaparız.

Elbette bizlerin sanatçılardan biraz farkları vardır, çünkü bizde sistemler veya süreçler için sürekli iyileştirme esastır. “Değişmeyen tek şey değişimdir. ” Bu sebeple sürekli iyileştirmeler yaparız ve sanatlarımızı tıpkı gelişerek yolculuğumuzu yaptığımız hayatımız gibi eser bırakırız.

Ben savaşırken herkes taktiklerimi görebilir; fakat hiç kimse asıl zaferin kaynağı olan stratejiyi göremez. | Lao Tzu

Geleceğin liderlerine sevgiler…

Endüstri Yüksek Mühendisi Fatmanur MARAŞ bu yazıyı www.endustrimuhendisi.com sitesi için kaleme almıştır.